Yağlı boya sanatında derinlik, ışık ve atmosfer yaratmanın en etkili yöntemlerinden biri glaze (glazing) tekniğidir. Glaze; kurumuş bir boya katmanının üzerine, şeffaf veya yarı şeffaf ince boya tabakalarının uygulanmasıdır. Bu teknik sayesinde renkler yüzeyde değil, katmanların içinde parlıyor gibi görünür. İşte bu optik etki, yağlı boyada “derinlik sırrı” olarak adlandırılır.

Glaze tekniğinde boya, doğrudan opak şekilde sürülmez. Aksine, yağ ve medium ile inceltilerek transparan hale getirilir. Alt katmandaki renk görünmeye devam ederken, üst katman ton ve sıcaklık ekler.
Bu teknik üç temel unsur üzerine kuruludur:
Bu yöntem, özellikle ışık alan bölgelerde doğal bir parlaklık ve hacim oluşturur.
Glaze’in yarattığı etki fiziksel değil, optiktir. Işık yüzeye çarpar, şeffaf katmandan geçer, alt renge ulaşır ve tekrar gözümüze yansır. Bu çift geçişli ışık hareketi, yüzeye üç boyutlu bir his kazandırır.
Özellikle:
glaze tekniği ile daha doğal ve yumuşak görünür.
Yüz geçişlerini yumuşatmak ve canlılık katmak için idealdir.
Tüylerin ışıkta parlamasını sağlamak ve sert geçişleri yumuşatmak için kullanılır. Özellikle beyaz veya açık renk tüylü köpeklerde glaze, hacim etkisini artırır.
Rönesans ustaları, katmanlı glaze tekniği ile tablolarına zamansız bir derinlik kazandırmıştır.
Bu teknik aceleye gelmez. Ancak doğru uygulandığında ortaya çıkan sonuç, sıradan bir yağlı boya çalışmasından çok daha etkileyicidir.

Glaze, sadece teknik bir yöntem değil; aynı zamanda sanatçının ışığı kontrol etme biçimidir. Katman katman ilerleyen bu süreç, tabloya hem fiziksel hem de duygusal bir derinlik kazandırır.
Kişiye özel yağlı boya portre çalışmalarında glaze tekniği kullanıldığında:
Sanatın kalıcılığı detayda gizlidir. Glaze ise o detayın görünmeyen ama hissedilen tarafıdır.
Eğer anlamlı, derinlikli ve zamansız bir yağlı boya portre istiyorsanız, kullanılan teknik en az kompozisyon kadar önemlidir. Glaze ile inşa edilmiş bir tablo, yalnızca bir görüntü değil; katmanlar içinde yaşayan bir hatıradır.